Gel Çiftleşelim - Prensiplerim Olmadan Asla!

"Gel Çiftleşelim". Sanırım buydu, geçen gün rastladığım televizyon programının adı. Son derece şık giyinmiş insanlar, tabi "70 milyon önüne çıkacam" diye düşünerek Bülent Ersoy'un gardrobunu örnek alarak hazırlığını yapanları saymazsak. Hepsinin derdi aynı. "Evlenmek, mutlu olmak istiyorum artık. Büyük aşkı arıyorum." İyi, gel görüşelim, kenarda köşede olacaktı daha bir büyük. Tam kanalı değiştirecekken, talibi geldi bir yarışmacının. Yok, yok, hata yok. Yarışmacı dedim gerçekten. Dur bakalım, merak ettim. Önce talibini tanımak için tribünden bi hatun indi, duvarın arkasına gizlendi. Bunu almak isteyen enayi ekranda gördü tabi önceden, o beğenmiş de gelmiş. Şartlar eşit değil burda da, bu konuya birazdan dönücem. Hamfendi ve beyfendi 70 milyon huzurunda, yani stüdyoda olanlar ve programa bilet alamayanlar, birbirini tanımaya davet edildiler. Ben sınıfımın önünde bile kekelerdim okulda. Bir iki ezber soru ve cevap sonrasında gelirler ve adresler paylaşıldı, duvar yıkıldı. Müstakbel gelin elektrik alamadı, ve kapanış. Yaşlı başlı teyzeler "Aaa, ama hiç şans vermedin ki, tanımadın ki, sadece dış görünüşüne göre karar veriyorsun bu çok yanlış" şeklinde hep bir ağızdan yargıladılarhanım kızımızı. Açık konuşucam, ben olsam ben de tipine göre karar verirdim. İnsanları 10 senede tanıyamamışım, orada iki dakkada nasıl birinin kişiliğinden etkilenebilirim ben? Akıl var mantık var. Çirkin olan gelmesin. Talibi kimse sorgulamıyor tabi, bir gün önce televizyonda görmüş, azmış ve uçarak gelmiş Almanya'dan, gelmiş kişiliğinden etkilendiğini söylüyor. Dişiliğinden o, dişiliğinden. Bunlar olurken kameramanlar tribündeki diğer adayları gösteriyor arada, tanıtım yazılarıyla beraber. Bu kadar da ürün yerleştirmesi olmaz ki bir programda. 'Leyla, on sekiz yaşına basacak birazdan, doğum günü pastası da yanında, kendisine ebeveyin olabilcek bir eş arıyor'. Analar neler doğuruyor dedim o an, sonra ben bunu gerçekten söyledim mi diye kendimden utandım. Hemen sarıldımtelefona ve aradım

"Merhaba, sipariş verecektim."

 
"Efendim?"

"Leyla hamfendiye talibim."
 
 "Kendisi birazdan reşit olacak, o zaman canlı yayına bağlayacağız sizi."
 
Telefonda bekletiliyorum biraz, sonra tutuyorlar verdikleri sözü. Sunucu bana sesleniyor:
 
"İyi günler beyfendi"
 
"Tamam uzatma, Leyla nerde, onunla konuşcam ben?"
 
"Efendim?"
 
"Leyle hanım merhaba." 
 
"Beyfendi görüyorum ki çok dobra maşallah."
 
"Ya bi çekil aradan." Sinir karı. "Leyla hanım, şimdi şöyle, ben sizi çok beğendim, o anlınızın ortasındaki bene kurban olurum. Da ben şimdi sizin şu dünya güzeli suratınıza okadar çok güzel özellik yükledim ki, siz bu yükün altında kalırsınız, taşıyamazsınız. Başta herşey güzel olur, canım cicim falan da, sonra boka sarar. Ben gerçekten olduğunuz kişiyi görürüm, yıkılırım... Allah senin belanı versin Leyla!"
 
Düüt... Hattan atıldım. Ama Leyla sürtüğü ekranda etkilenmiş görünüyordu. 
 
Şöyle bir durdum düşündüm. Zaten aşka bakış açımın düzelmesi için çabalıyorum kaç zamandır, ağzım hiç olmadığı kadar bozuk, sokakta çift gördüğüm an içimden ana avrat düz gidecek kıvama gelmişim, bir de oturmuş bunları izliyorum. Yazıklar olsun be bana. Ben bu olamam. Telefonu değiştirmem lazım. Bu günleri hatırlamamam...  
 
Değiştiriyorum kanalı, "Gel Giydirelim". Biri bana giydireli çok olmadı daha, bunu da geç. 
 
En iyisi müzik kanallarına bakmak, ne de olsa müzik... Hepsinde aynı motor çıkıyor, anca sesi kısınca katlanılıyor. Eskileri özlüyor insan, güncel olduğu zamanlar var olmadığı halde. Bir de bugünün bir avuç özgün sanatçısına verilmeyen değere yanıyor. 
 
En son futbola dönüyorum, bir umut. Ama nerde o eski 4-4-2'ler? Herkes fazlasıyla temkinli, aman top bizde olsun da. 9 numaralar bile sahte artık, o halde daha nelere güvenmeli?  
 
Yok yok, hiçbirinden fayda yok. Başka şeyler lazım bana. Yeni şeyler. Gezmek şehrin her gün başka bir köşesini, yazacak satırları manzaralarında bulmak. İki kişi basılan taşlardan, tek başıma da geçebileceğimi kendime ispatlamak. En önemlisi, presiplerim ve hedeflerimden şaşmamak. 





"Ben böyle bir adam mıydım, mıydım? 
Kıza kadar, bu kıza kadar, bu kıza kadar 

Derdimiz vardı bize kadar 
Şimdi oldular dize kadar 
Lalal lal la la la 
Kıza kadar, dize kadar, bize kadar"

Yorumlar