Durumu Nedir Doktor? Anlayacak mı?



Bir son dakika baş ağrısıyla karşınızdayım. Aslında şu anda bastırmadı. ama kendime verdiğim yayın yasağını kaldırmam sürdü biraz. Malum, tembellik. Şimdi bunları kağıda yaz, sonra türkçe klavyesi olan tek aletin olan küçük telefonunun küçük harflerine basarak oraya geçir, mail olarak bilgisayarına yolla, yazıyı düzenle, görsel bul ve ekle, sonra yayınla, gitmesi gereken yere gitmesin ve dünyada hiçbir şey değişmesin. Böyle bir konu hakkında yazmak zorunda hissetmek koyuyor insana. Üstelik tam da günü bitirip yatıp zıbaracakken. Ama birikti işte bir-iki şey.

Biri çıksın söylesin bana. Ben neye yanayım? Bir insanı harcama ve skandal yaratma konusundaki isteğimize, merakımıza ve hızımıza belki? 

Öğretmenmiş değilmiş, adını doğru vermiş vermemiş, her neyse, "Çocuklar ölmesin" alkışlanması gereken bir cümle mi? Değil elbette! Normal şartlarda... Malesef hatırlatılması ve alkışlanılması gereken hale geldi. 

Çocuklar ölmeyecek kardeşim, çok basit. Ama gel gör ki, ölüyorlar. Ölmeseler bile, yaralanmaları, öylesine bir korku yaşamaları bile yeter insanlık suçundan bahsetmeye. O yüzden evet, o cümlenin alkışlanması o tepkileri çekmemeliydi. Eğer Beyazıt Öztürk'e kızılacaksa, bu onun iç sesi olsun, "Ulan ne diye özür dileme gereği duydun?!" desin.

Söyleyin neye yanmalı?

Sultanahmet'de patlayan canlı bombanın ardından anında "Hani, pray for Paris diyenler nerede şimdi?" şeklindeki beyin ishalini ulu orta yaşayanlara mı? Yoksa kurbanların büyük ölçüde alman olduğu açıklandıktan sonra tepkisi hafifleyenlere mi? 

Yanarım yanarım, bulunduğumuz her yargıda kolaya ve aklımıza ilk sıçana kaçmamıza yanarım.

Siyasi duruşlarınızı çok güzel belli ediyorsunuz hepiniz. Hadi bir de insani durun, çekiyorum...

12.01.2016
22:32

Yorumlar

  1. Merhabalar.
    Beyaz'ın proğramındaki yaşananları, proğramı seyretmediğim için bilmiyorum. Ancak internet sitelerinin haberlerinde gözüme ilişti. Ne yalan söyleyeyim, olayı merak edip takip etmedim. Şimdi yazınızı okuyunca ana paragrafın Beyaz ile ilgili olduğunu anladım. Bu konuda hiç bilgim olmadığı için ahkam kesmiyorum.

    İstanbul Sultanahmet'te patlayan canlı bomba için, getirilen yayın yasağını anlamak ne mümkün. "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" söylemini paylaşmak geldi içimden. Bir taraftan basın özgür olmalı diyorlar, bir taraftan yayın yasağı getiriyorlar.

    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, ülkeni gezmeye görmeye gelmiş insanlar, senin kardeşindir, senin hemşehrindir, onlar sana emanettir, emanet kutsaldır. Her şeyden önce onlar da senin gibi insandır. Hem onlara sahip olamamış ve bir canlı bombaya kurban vermişsin, hem de orada hayatını kaybedenlerin yabancı bir ülkenin vatandaşı olduklarını öğrendiğin de tepkini göstermemişsin. Ne garip bir milletiz, anlayamadım gitti!..
    İstanbul Sultanahmet'te meydana gelen bomba teröründe hayatın kaybeden tüm insanlara Allah'tan rahmet, kederli ailelerininin acılarını hafifletmesini ve sabr-ı cemil ihsan eylemesini diliyorum. Terörü de şiddetle ve esefle kınıyorum.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
  2. Cahil insan cok..malesef destekleyenleri de var.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder