"Az Mı Geldi? Helal Olsun"



Gel aşkım, gel. Çıkar ayakkabılarını, montunu, hatta çoraplarını, sen gelince sıcak olur hep benim içim, üşümez ayakların. O elindekiler ne, bana mı getirdin? Tamam, sonra bakarım, şimdi bırak o yalanlarını şu köşeye. 

Duvarlarımı farkettin mi? Seninle geçirdiğim(iz) her gün, bir resmini çektim ben senin, her birinin çerçevesini özenle seçtim, bir bir astım her tarafa. En sevdiğim repliklerini kazıdım etraflarına. 
Bak, bu seni ilk gördüğüm an, o gün aniden yerleşti seninle olma fikri aklıma. Her gün biraz daha büyüttüm içimde. 
Onun karşısındaki, ilkinden hemen sonrasına ait, senin etrafına kurulmuş ilk rüyam. Kışın ortasında, şiir gibi denizi olan koca şehir, el ele yürüyoruz sahilinde kalın kazaklarımızla. Ara ara sarılıyoruz. Ne deniz bitiyor, ne sen. 
Onlar mı? Onlar da aynı şekilde, rüyalarımdan kareler. Ama sadece azınlık, uykuda gördüklerim. 
Evet bildin, bu da seni ilk öptüğüm yer. Öpmek gibi bir şey yada. Acemiliğin en güzel, en tatlı hali. Öpebilmek ikinci sıradaydı zaten, önemli olan temas etmekti. Dudaklarına değdiğim anın sıcacık hayecanıyla ölmüş olmayı diliyorum bazen. Bir daha o saniyelerdeki kadar mutlu olmanın mümkün olmayacağını zaten biliyordum o zaman, ama aşkın nefrete döneceğine, mutsuzluğa ihtimal verememiştim. 
O elinde tuttuğun resimle arasında çok fazla zaman yok, o da bana ilk "Git" dediğin güne ait. Bana her şeyi de, ama gitmemi söyleme bir daha istemiştim senden. Açık çek vermişim eline istemeden, istediğin kadar yalan söyle bana diye. 

Bak gel, bunlara bir bak. Her beni sevdiğini söyleyişini aldım, kocaman bir kolaj yaptım. Bir duvarı komple ona ayırmam gerekti. Astım, bir adım geriye gittim ve uzun bir süre baktım. Sonra bir adım daha. Bir adım daha. Bir tane daha. Korkunçtu gördüğüm. En son şu noktadan baktım, gel sen de bir dene. Tam şurası. Nasıl? Az önce içeri girerken elinde tuttuklarına ne kadar da benziyor değil mi? Hemen telefonuma sarıldım, seni aradım. Seni acilen görmem lazım diye. 
İşte bu yüzden buradasın şimdi. Bu yüzden çok heyecanlıyım. Senin için özendim bugün. Bir kez daha, bütün bir günümü sana adamaya karar verdim. İptal ettim bütün programımı. Gel, ayakta kaldın, sen çabuk yorulursun, biliyorum, hatta bin sırtıma ben oturtayım seni soframa. 
Hemen getiriyorum tabağını. Buyur sevgili. Evet, tabak boş. Sana bugün en sevdiğin yemekleri yapmadım. Hem de kendi ellerimle yapmadım. Afiyet olsun. Yapsaydım, beğenmezdin ki zaten. Yemek yapmayı beceremiyorum evet, ama zehir değil ya. Senin için özenmemin, elimden geleni yapmamın ve daha iyi olmaya çalışmamın hiç bir değeri olmadı hiç bir zaman gözünde. Seninse yaptığın tek şey, beni sevdiğini söylemekti, ve ben hepsini afiyetle yedim. Tabağın yeterince dolduysa şimdi, tut elimi, bir odam var sana göstermek istediğim. 

Küçük çocuğu görüyor musun? Odasında tek başına, üç-beş tane oyuncak adamı, bir avuç da misketi var. Hepsi bu. Fakirlikten falan değil, istese, alırlar daha oyuncak. Yüzündeki gülümsemeye bakar mısın? Elindekiyle mutlu, bütün çocukluk yılları bu eşyalarla geçiyor. Mutlu olmak için çok fazla şeye ihtiyaç duymadı bu çocuk hiç bir zaman, ama büyüdüğünde, o az şey bile çok görülecek kendisine. Misketlerini almaya kalkana, dünyasını verse yine yaranamayacak. 
Ben bu çocuğu yeterince yalnız bıraktım, başka ilgileneni olmadı. Bana yar olacak insan, içimdeki çocuğa hitap etmeli. O asla büyümeyecek, izin vermiyorum buna. 
Ben sana dünyamı verdim, yetmedi. Elimde bir bu oda kaldı. Onu da elimden almana tepkisiz kalamazdım. 

Şimdi bu eve girdiğin yerden çıkman imkansız. Ben sana başka bir yol göstereceğim. Gel benimle. Bu kapı daha önce hiç kullanılmadı. Bu kapının arkası nefret, bu güne kadar hiç geçen olmadı. Güle güle güzel kız, ya da gülme. O kadar umrumda değil ki, ikinci kişi ben olabilirim günün birinde.



"Bu felaketlerden sağ çıkan yok 
her aşk kendinin katili 
tatmadığım bir boşluk yok 
ait olmak eskidenmiş 

alın yazımla başbaşayım 
merhametten iz bile yok 
sen de gel al istediğini 
karşı koyucak halim bile yok 

huzur bana haram olmuş 
geçti yıllar hepsi ziyan olmuş 
bir çocukluk vardı içimde, öldü işte ona da yazık olmuş 
kurda kuşa ziyafet çekmiş 
yar dediğim celladım olmuş 
eş dost diye beklediklerim ,bana ilk tekmeyi vuran olmuş...


ne istedinizse aldınız az mı geldi ? 
helal olsun... 

yetmedi mi ? 
helal olsun..."


Yorumlar

  1. Kıymet bilmeyen sevgili insanı yormaktan başka bir şey yapmaz. Yaptıklarını görmediğinden göĞne sokman gerekir

    YanıtlaSil
  2. Ellerine sağlık çok güzel bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  3. Kalemine saglik. Çok güzel bir yazi. Acilar yasanmasa bu satirlar da kagida dökülmez.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder