"Sanatçılar Topluma Örnek Olmalıdır!" Mı Acaba?



Klişelere herkes kadar maruz kalıyorum, çocukluğum boyunca "Ye oğlum ye, sen boya vereceksin daha" cümlesini dinledim mesela, on sekizimde anladım ki, o güne kadar yediklerimi verebileceğim bir boy yok, spora başlamak gerek. Herkes kadar benim de dilimdeler ama bir çok zaman. Doğruluk payı olanlar var elbet, ama bazılarına aşırı derecede ayar olduğum oluyor, o yüzden ara sıra - Klişe - başlığı altında bunları işleyip hakkındaki düşüncelerimi paylaşmaya karar verdim...

"İki çocuk babası Kaan Tangöze, eşi Seçkin Piriler'i aldattı! Ünlü rock'çı nın sevgilisi kim?!" şeklindeki, en sevdiğim sanatçı olan adam hakkında yapılan haberlere sinir oldum en son. Bu yeryüzünde asla saygı duymayacağım belki de tek meslek magazinciliktir. Deli gibi müziğini takip ettiğim ADAM'dır Kaan Tangöze, ama eşini aldatmış, şunu yapmış bunu yapmış, gram umurumda değil. Bir insanın iç dünyasını, duygularını bilmeden yorum yapılmaz, bilmeye imkan olmadığına göre de yorum yapmaktan tamamen kaçınılmalıdır. Ama gel gör ki, abiler ablalar, uzman gibi çıkıyorlar ve diyorlar ki, "Sanatçılar topluma örnek olmalıdır." Arkadaşım, zaten bu insanlar o toplumun içinden çıkıyorlar, müzik yapıyorlar, film çekiyorlar, yazıyorlar, çiziyorlar. Sense, onlar var diye ekmek yiyorsun...

Sanatçı insanlar tarafından örnek alınıyor mu? sorusuyla başlamak doğru geliyor bana. Evet, alınıyorlar, gençler tarafından özellikle. Mesela: 2013 senesinden beri, yanlış hatırlamıyorsam, festivaller dahil beş Duman konserine gittim ve hem orada hem de sosyal medyada edindiğim izlenimime göre, sigara içmeden, alkol almadan ve dakika başı "Oohh Kaan'ın yüzüne bak, uçuyor yine" demeden, o grubun dinlenmediğine inanan bir kitle var. Siz buna ne isim verirseniz verin, ben aptallık der, çok kafa yormadan geçerim. He, şu yanlış anlaşılmasın, kimseye çıkıp da sigara içmemesini, salak bir şey olduğunu söylemiyorum. Ben sevmem, kullanmam da, ama bazı insanların ağzındayken adeta bir Teoman karizması yarattığına, gerçekten de keyifle içtiklerine şahit oldum. O bahsettiğim kitleye hitaben: Çok belli ediyorsunuz özentiliğinizi. Siz yapmayın, azıcık kendiniz olun. Aynı sözler alkol ve benzeri için de geçerli. Gerçekten siz istediğiniz için, keyif aldığınız içinse, tamamen desteklerim. Doğrusu şu ki, çok insan arasında rahat etmekte zorluk çeken birisi olarak, içki benim konserlerde olmazsa olmazımdır, ama bir saniye bile ciddiyetimi, kimliğimi kaybettiğim oluyorsa, çaksın en yakınımdaki suratımın ortasına bir tokat, kendime geleyim. Serbest. En fazla biraz çeneme vurduğu oluyor, etrafımdaki insanların varlığını unutmamı ve kiminle oradaysam, ona odaklanmamı sağlıyor benim, o kadar. Uzun lafın kısası, herkes kendi olsun, eminim Duman o şartlarda da size aynı hevesle konser verecektir. 

Başlığa yoğunlaşalım biraz. Sanatçıların örnek fonksiyonu var mı? Buraya kadar yazdıklarımdan cevabım çıkıyor zaten: Var. Peki bu kimin sorunu? Kendi kişiliğini ve özgüvenini geliştirmek konusunda aciz olanların, yani örnek alanların. Bence. 

Başlık hakkında fikrimi henüz net bir dille açıklamadım, belli etsem de. Sebebi şu: Toplum farklı olsa, belki benim düşüncem de 180 derece farklı olabilirdi. Başka ülkelerde bu nasıl, hiç bilmiyorum, yaşadığım Almanya dahil. Benim ilgim bizim sanatçılara ve insanlara daha çok. Ve bence biz, türk toplumu olarak, sanatçıların, sporcuların, göz önünde olanların insan olma hakkını hiçe saymaya yönelik bir mentaliteye kapıldık gidiyoruz. 
Doksan dakika içinde bir futbolcunun ne orospu çocukluğu kalıyor, ne paragözlülüğü. Bu küfürleri eden de, tutmayan bahis kuponuna öfkelenen biri, yani evdeki çocuğuna on numara örnek biri. 
Ekrana çıkan her aktörün, şarkıcının (kısaca zenginin) o kadar parası vardır ki, insan biraz yardım eder, bağış yapar, değil mi? Peki etmediklerini nereden biliyoruz? Öyle olduğunu var sayıyoruz, birinin yaptığı iyilikleri bir yerden duyunca da adını gösteriş koyuyoruz, yine beğenmiyoruz. Daha fazlasını yapsın. Benden daha büyük bir evde yaşayabildiği sürece şerefsizdir. Bunu öğren çocuğum, hiç kimsenin sana yaranabilmesine izin verme bu hayatta, böylece kendinle yüzleşmek zorunda kalmazsın hiç bir zaman.
Belki de budur sebebi, kendi beceremediğimiz şeyleri başkasına yıkmak, örnek olmayı mesela. Çocuk yanına geldiğinde, "Git odanda oyna" diyen babanın savunmasıdır belki de, "Hep televizyondan öğreniyorlar bunları" şeklindeki sitemler. 

Ee yani? Sanatçı, örnek olmalı mı? Olabilir, ama olacak diye bir şey yok. Sanatçı da sen ben gibi istediği hayatı yaşayabilir, buna hakkı var. Sen, sanatını değil de özel hayatını örnek alıyorsan, zaten önce bunun sebebini bir araştır bence.


"Yasakmış günahmış

Konuşsam doya doya
Zorlama güzelim

Karışmam aranıza

Aranızdan çıkmadı bir adam

Yolunuza ermedi hiç kafam
Kaçamadım o da benim hatam
Geçmiş olsun şimdi herşey yalan"


Yorumlar

  1. Müthiş bir yazı. Yeri geldikçe aynısını söylerim. Yazar çizer, müzisyen, ressam, düşünür takımı sana örnek olmak zorunda değil kardeşim. Ya da senin şekillendirmenle olmaz o iş. Yok şöyle olacak yok ne denirse densin duymayacak, ona her şey yapılacak söylenecek; ama o hep sessiz kalacak vs. Saçmalıklar silsilesi. Tarihten bihaber insanların uydurduğu palavralar. En büyük sanatçılar nevi şahsına münhasır insanlardan çıkmış. Neredeyse hepsi tek örnek. Başka türlü o şarkıları yapamaz, söyleyemez, müziğe o duyguyu veremezler. Yazamaz ya da çizemezler. Örneğe muhtaçsan git kendini düzelt, madem doğru olanı biliyorsun sen yap o doğruyu niye başkasından bekliyorsun? Çok güzel olmuş, kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişilik bozukluğu diye bir kavram var, son zamanlarda daha sık duyulan. O da klişe olma yolunda ilerliyor hatta. Bence kişilik yokluğu asıl sorun. Olmayınca, olanlarla ilgileniyor millet. Kimseye faydası olmayan bir tür ilgi ama.

      Sil
  2. Sanatçılar topluma güzel örnek olmalı da, güzel örnek ne. Sanatçılar bizim istediğimiz şekilde yaşamalı o söz. Kaan Tangöze karısını aldattı haberini görürsem ''o kimdi la?'' diye haberi açarım. El onun elletir, bağ onun belletir. Güzel örnek değilmiş falan geçsinler. Ayrıca kimin eli kimin belindeyse, o güzel örnektir :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkinci cümlen tespit gibi tespit, altına imzamı atar, benim diye kakalarım, o derece

      Sil
  3. Bence o sanatcinin kisisel tercihidir. En basta gelen sanatidir bana göre. Sanatina ilgi duymasa özel hayati kimi ilgilendirirdi. Ayrica sanatçi dedigin de biraz hayal aleminde toplumun disinda yasar genelde. Bunun tersi de olabilir ama eksantrik insanlar sanat alaninda çok basarili. Ben çok sevdigim freddy mercury i örnek verecegim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Marjinal kelimesi anıldıkça, anlamı ağızdan ağıza değiştiği ve insanların çoğunda kirli, terbiyesizce olaylar çagrıştırdığı bir toplumda, o tarz sanatçı kolay kolay yetişemez, yani yetişir de, kendine kadar işte. Küçük kitlelere duyurabilir ya da anlatabilir kendini anca.

      Sil
  4. Çok güzel yazmışsın sanatçı dediğimiz insan da sen ben gibi biri. Yanlışı olur hatası olur ve herkes hayatını istediği gibi yaşamakta özgürdür bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Hatta sen ben gibi değil de, sen ben kadar insan diyelim ona. Aradaki fark belli olsun, o, kendiyle ilgilenmiş, kendini geliştirmiş, sen (derken sen değil yani, genel:)) kendine yazık etmişsin.

      Sil
  5. Belki de her şarkı söyleyene sanatçı dememeliyiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Belki"yi cümleden çıkarıp bile katılırım buna. Ama biraz konu dışı olduğundan, bunu Kaan Tangöze'ye hitaben yazdığınızı tahmin ediyorum. Eğer öyleyse, o anlamda katılamam kesinlikle.

      Sil

Yorum Gönder