8 Mart Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü Var Olsun

Öncelikle burayı takip eden ve yorum bırakanlardan yola çıkarak böyle bir günde bunun gibi bir yazı yazmak ne kadar akıllı bir hareket, bilemiyorum. Ama bugüne kadar aklıma güvendiğim iki-üç seferde hep mahçup olduktan sonra, akıllı falan olmadığımı anlayıp duygularıma kulak vermeye alıştırdım kendimi. Ne hissediyorsam, o düşüyor dilimden, kalemimden. Bu konuda da bir şeyler yazmayı uzun zamandır istiyordum, neden bugün olmasın dedim. 

First things first: Dünya kadınlar gününü destekliyor muyum? Evet. Ama desteklemek istemiyorum. 
Böyle bir günün var olmasıyla "Ne güzel eşitiz be, harbi iyi eşitiz" diye dalga geçmememin tek sebebi, birçok hemcinsimin fikirleri ve davranışlarıdır (Kadını küçük gören kadınlar da var, o kafayı hiç anlamıyorum, hiç girmiyorum oralara). Ve bunları söylerken sırf Özgecan Aslan vakası gibi medyadan haberdar olduğum olaylara değinmiyorum. Hepimizin etrafında örnekleri var bunun, anlamak için tecavüze kalkışmalarını beklemeye gerek yok. Bazıları içindekileri belli etmemeye çalışsa da. İçindekileri belli etmemek... Önemli nokta:
"Kadınlar çiçektir", bakın bu ve bunun gibi cümleler, saçma sapan klişeler olmaktan daha öteye gidemiyor benim gözümde. Kimi erkek göze girmek, yaranabilmek için de kullanıyor, kimi kadınsa eşitliği atlayıp üstünlüğü ele alabilmek için. Bana sorulursa, sorulmaz ama ben söylüyorum yine de, bir şair bir kadına aşık olmuş günün birinde, bir genelleme yaparak hepsine çiçek demiş, ve birçoğu da üzerine alınmış. Kendini çiçek sanan kadınlar çoğaldıkça, uğruna şiir yazılacakların sayısı azalır. Bunu böylece ortaya atıyorum. 
Çiçek olmak bu kadar basit olmamalı. Nasıl ki erkek, sırf öyle doğduğu için adamdan sayılmıyorsa, kadın da sırf dişiliğiyle çiçek sıfatını haketmemeli. 

Belki de okumaya "Eyvah, nerelere varacak bu?" diye başlayanlardan bir iki kişi şimdi düşüncelerime biraz olsun hak verebiliyordur. Her ihtimale karşı, örnek vermek, fikir savunanların elini güçlendirir:
Siz hiç on yaşındaki çocuğa "Sen sus ulan köpek!" sözleriyle çıkışan, kocasına daha fazla para uğruna el kaldıran, boşanma aşamasına gelince de onun ailesini, 6 ve 10 yaşlarındaki çocukların ölülerini göstermekle tehdit eden bir üvey anne gördünüz mü? İşte tam da bunlara şahit olmuş bir adamın, pardon erkeğin kaleminden dökülenleri okuyorsunuz. 

"Kadın sustuysa, bitmiştir!" Al işte. İyi sustur git o halde, ne yapayım, yırtacak bir tarafım mı kaldı? On sekizlik, dünyanın belki en sakin insanlarından biriyken, beraber geçen iki sene sonrasında (Kabul ediyorum, o noktaya kadar gelmemesi benim de elimdeydi) ilk defa ciddi bir şekilde sesimi yükseltmemi sağlayan, sonra da ağlayarak "Sen beni döversin de" diyerek haklı çıkmak isteyen birine ruhumu teslim ettim ben. Kusura bakma bayan, ben çok nadir sinirlenirim, bir sende son zamanlara doğru sıklaşmaya başladı, ama sinirlenirsem de bir tek kendi canımı acıtırım. 
Gözyaşıyla haklı çıkmaya çalışmak, seven bir erkeğin ruhuna eziyettir. Çünkü haklı olmasının hiçbir anlamı kalmaz. Kadınlar, sözüm size: Erkek basittir. Bunu kendisi de biliyor, siz de biliyorsunuz. Bu zaafını işinize geldiği gibi kullanmayın. 
Erkek, basitliğinden şiddete yöneliyor, ki bunu yapan kısım basitten de öte. Onun yumruğu, kadının gözyaşı. Kimin gücü neye yetiyorsa, ona yöneliyor köşeye sıkıştığında.

Geceleri yolda yürürken, önünde bir kadın olur ya hani, sokakta başka kimseler olmaz. Bazı durumlarda birçok insandan daha farklı, daha komplike ve herşeyi gereğinden fazla zorlaştırarak düşünmemle bilinen ben (akıl benim işim değil demiştim), öyle bir anda önce aramızdaki mesafeyi hesaplıyorum aşağı yukarı. Eğer bana yakınsa ve daha uzun bir yol varsa önümüzde, saldırıya geçiyormuşum gibi bir tempo gerekli olmadığı taktirde, biraz hızlanır, önüne geçer ve o şekilde uzaklaşırım, "Bak, seni takip etmiyorum" der gibi. Eğer bana uzaksa, yavaşlar ve varlığımı hissetmemesini sağlarım. "Ama ya önceden fark etmişse? Şimdi de pusuya yattığımı düşünüp korkmasın? Hay ben böyle işin..." Bunun gibi şeyler işte. Ve böyle davranabilecek çok adam tanıdım ben. 

Şimdi o Gargamel'ler yüzünden, o şirin adamlar da mı ezilsin yani? 

Sonlara doğru biraz daha netleşmeyi seviyorum: Kadın ve erkek, eşit derecede çiçektir ve eşit derecede şerefsiz ve aşağılayıcıdır. O.Ç.'dur. O.Ç. California yani. Ama bir tek fark var, ve sırf bu yüzden dünya erkekler günü yok, kadınlar günü var: 
Erkeğin aşağılayıcısı, kadına sırf dişi olduğu için eziyet edecek kadar çirkin ve pislik bir şeydir. 
Kadınınsa acımasızı, istediği olmayınca çirkefleşen, vahşileşebilen, ama dışarıya hala tatlı görünme çabasında olan prenses bozuntusudur. Sırf cinsiyeti yüzünden yapmaz bunları ama karşısındakine. 

Bu yüzden 1-0 öndedirler. 

Ve bu yüzden, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olmasın. Ama var olsun. Bir toplumda kadına ne kadar üstten bakılıyorsa, o kadar var olsun orada. 


08.03.2016
12:53

Hadi ozaman bir de bir zamanlar sevmiş erkek şiiri...

Saatimi gömdüm dün gece
zamanla unutacağım adresin bahçesine
Tövbeliyim  artık ben beklemelere
Renk körüne kırmızıyı anlatmak niye?

Seni seven yanlarımı verdim bir yabancının eline
"Git, istediğin yere göm, ama sakın yerini söyleme!"
Sonra kendisini buldum, okşadım başını. Mermilerle
Mecbur hissettim böyle bir önleme

Kanı kırmızı akmasa, iyiydi be
Neyse, adını yazıyorum şimdi, eski bir peçeteye
bırakıyorum denize, ağzı açık bir şişede
Dalmayı öğrenmeseymişim keşke

En azından yıkanmış oldu iz bıraktığın yerler, ellerinle
peki ne yapmalı, yüreğimde tepinmelerine?
Ayıp bu yaptığın, benziyor tecavüze 
Zorla gidiyorsun, oysa benim rızam bir birleşmeye

Al cüzdanımdan ne istersen de
dokunma tertemiz seven yüreğime
zaten resmin kalmadı artık içinde
zoraki çıkardım, eylülün son saatlerinde

06.11.2015



"Güller sayılı hiç şaşmaz"

Yorumlar