Dm Gelsene Acil


Ehliyetimi almak için gittiğim sürücü derslerinden aklımda kalan iki şey var. 
Birincisi, hayatımda ilk defa araba sürdüğümde, yola çıktıktan yaklaşık beş dakika sonra önümde giden arabanın sakatladığı kuşu ezmemek için direksiyonu sola kırdığım an. 
İkincisiyse, insanların kendini her zaman gereksiz yere acelesi olduğuna inandırdığını anladığım an. 

Yanımda öğretmen, şehir içinde kuralların izin verdiği gibi saatte 50km hızla gidiyordum, tabii yanında öğretmen olmayanlar ve ya tecrübeli sürücüler için bir değer taşımıyor o kural, o kanun. Aynadan arkamdaki arabanın şoförünü farkettim, 50-55 yaşlarında ak saçlı aksi bir adam. Sinirlenmiş görünüyordu, bir şeyler sayıklıyordu bana doğru bakarak. En sonunda sabrı tükendi, bastı gaza ve solladı beni. Bir on-on beş dakika boyunca, biz bu dayıyla peşpeşe aynı yöne gittik, aramıza bir tane başka araba girmedi. Sonra başka yola saptı. Eğer beni sollamasaydı, gittiği yere muhtemelen 0.4 saniye daha geç varacaktı. Soruyorum: Acaba bu 0.4 saniye daha erken varmanın hayati bir önemi var mıydı gerçekten? Bana sinirlenmesine değer miydi? Yoksa birçok insan gibi, acelesi olduğuna mı inandırmıştı kendini boş yere? Ben açıklıyorum: Hiçbiri değil. Sadece muhtemelen eşi olan yan koltuktaki kadına "Bak, yaşlanmış olabilirim ama hala gençlere taş çıkartıyorum" diye bir şey ispat etmek istedi sadece... 
Önümüzdeki ay ehliyetimi alalı bir yıl olacak, ve hala çok nadir aşıyorum hız sınırını, bu konuda herkesle ters düşsem de (ki bunun geçerli olduğu konuları saymaya kalksam, ohooo), kendime sadık kalıyorum. 
Mesela abimle uzun yoldan eve dönerken, bana sürekli daha hızlı kullanmamı söylüyordu geçen. "Sanki n'apıcan evde, ne güzel müzik dinliyoruz işte hem" dedim. Saat öğlen bir gibi eve vardık, ve bütün günü odada geçti. Keşke daha yavaş kullansaymışım diyorum şimdi. 

 Süper marketlerde, sırada beklerken bir kasa daha açılır ya hani. He, işte o açılan kasa hiç umrumda olmuyor. En yakın sıra hangisiyse, ona giderim öncesinde de kıvıra kıvıra, her an bir kasa açılır diye pusuya yatıp strese girmem. Elimde bir defter bir kalemle "Senin eşyan az, geç önüme" teklifine "Yoo sağol, vaktim var" demişliğim var benim. 
 İstasyona dokuz geçe varmışsam, on geçe gelen treni kovalamam. Kaçarsa kaçsın, peşinden koşup terleyemem. Belki yarın birdaha giymek isterim üzerimdeki gömleği? Daha önce de yazmıştım bunu bir yere: Dünden kalma gömleklerin değerini bilin. Olur olmaz şeyler peşinde terlemeyin. Yok işte sandığınız kadar aceleniz, inanın bana. 

"Her insanın aynı düşündüğü konuda, sen bambaşka, ters düşünüyorsun" gibi bir cümle söylenmişti bana, adı lazım değil, baş harfini salla gitsin. Bu konuda ben topluma uymamakta kararlıyım, toplum bana uysun bir kere de. Ulan, benim de var öğretebileceklerim, vallah bak. Haklı olabileceğime bir ihtimal verin, birazcık yavaşlayın, evden bir saat erken çıkın, isterse on tane tren kaçsın, yapın bunları. 

Acelesi yok, bir ara deneyin işte, beğenmezseniz siz önden buyurun yine, eşyam az, vaktim bol benim...




"You say you wander your own land
But when I think about it
I don't see how you can
You're aching, you're breaking
And I can see the pain in your eyes
Says everybody's changing
And I don't know why



So little time
Try to understand that I'm
Trying to make a move just to stay in the game
I try to stay awake and remember my name
But everybody's changing
And I don't feel the same



You're gone from here
And soon you will disappear
Fading into beautiful light
Cause everybody's changing"

Yorumlar

  1. Çok beğendim. Cümlelerinin içine sakladığın mesajlar hem çok net hem anlayana vurucu.. ve aslında gerçekten değmeyecek şeyler için o kadar anlamsız panikler stresler yaşayıp hızlıca varmaya çalışıyoruz ki sonra o kadar terlemek yorulmak anlamsızlaşıyor. Çok haklısın çok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım bazıları stres olmadan yaşayamıyor da, o adrenalini yaşamaları gerekiyor her gün. Teşekkür ediyorum:))

      Sil
  2. Tuttum ben bu fikri .. Hayatı sakince ve tadına vararak yaşamak , yani carpe diem ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle doğru olan bu, ama başarmak ayrı konu. Mesela ben şu an sakince yaşıyorum, tadın da peşindeyim ama varmış değilim henüz. Başarılar dilerim:))

      Sil
  3. Valla senin öğreteceklerini toplumun öğreti diye yutturmaya çalıştığı şeylere bin kere tercih ederim. Tebrik ederim, umarım bu sakin ve güzel duruşundan ödün vermezsin hayata.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım öğretmek konusunda zaaflarım olduğunu da kabul ve itiraf etmem gerekir. Kuzenime 6. sınıf matematiğini öğretmeye çalışırken bile çok çabuk sabrım tükenirdi. Bu sabır eskikliğinin sebebinin peşine düşersem, belki de kurtarabilirim dünyayı, kim bilir.. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  4. Olur mu hiç. Bizim halkımız her zaman acelecidir. daha neler olacak bekle gör. Sırada kaynak yapmaları daha sarı ışıkta kornalara asılmaları gerekiyor daha...
    Gülücüklü Kal zs

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acelecilik global bir özellik bence. Bu korna ve trafik alışkanlıklarımızın var olduğu kesin, ama artık aceleyle alakası yok gibi geliyor bana. Tamamen absürd bir el alışkanlığı, "Araba kullanmaktan başka işim yok, bari bi'de kornaya basayım" gibi. Adet haline getirmişiz. Komiğiz, evet:))

      Sil
  5. Sürüş Hocam prostatlı bir amcaydı. Pistinin bir ucunda da, tuvalet olsa gerek, bir kulübe vardı. Kulübeye her yaklaştığımızda gazı köklettirir, önünde durdurup inerdi. Gel de ona, "ne acelen var" de :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım o hoca İstanbul'da yaşamıyordur, yolu da düşmez hiçbir zaman. O trafikte halini düşünemiyorum, o sahneden 10 tane türk komedi filmi ekmek yer:)))

      Sil

Yorum Gönder