Gemiler Belli Eder Gidici Olduklarnı

Hayatında girdiği ilk büyük beklentisi suya düştüğünden beri, atkısını sımsıkı bağlardı kış aylarında boynuna. Ağzına kadar çekerdi, yollarda yürüdükçe, ve yürürdü, o hep bir yerlere yürürdü, gözlerini kapatır üzerindeki atkısının parfüm kokusunu içine çekerdi, o an yapmak istediği başka bir şey, olmak istediği başka bir yer yokmuş gibi. Kokunun hangi günden, hatta hangi aydan, hangi yıldan kalma olduğunu hatırlamaya çalışırdı. Belki de kaybolmuştu kokusu çoktan,  ama alışkanlıkları yine aynı yerinde duruyordu. 
Hep sahile inerdi, hep sahile. Yerinde duran teknelere bakardı öylece. En ufak dalgaların, üzerlerindeki etkisini farkederdi. Gideceklerdi elbette, tekneydi çünkü onlar. Tekneler bunu yaparlardı, giderlerdi eninde sonunda. Ve geçti aylar, kayboldular birer birer. Ve uzakta gemiler, onlar zaten en başında giderdi her zaman. Gemiler çünkü ilk anda belli ederler gidici olduklarını. 

Derin sulara atıla atıla yüzmeyi öğrendiğinden beri, alışmıştı suya düşme ihtimaline. Suya girdiği anda yüzmeye başlardı, "yüz!" derlerdi yüzerdi. Nasılsa kuruyacaktı elbet her defasında. Havlu sarmazdı bedenine. Beklerdi. Hep beklerdi kurumayı. Su, bunu yapardı çünkü. Su kururdu, kurur giderdi. Karaya otururdu gemiler, tekneler. 

Uğurladığı ilk gemi gözden kaybolduğundan beri öğrenmişti beklemeyi. Hep beklemeyi gitmeleri. O hep beklerdi, ama karaya oturmalarını değil, yalnızca gitmelerini. 





"I'd been runnin' 'round in circles like a baby
I was in a daze because I loved you so, I couldn't see
I was broken in a million little pieces
When I saw enough to realize, you didn't care for me


It's all over, it's all over, my heart echoed
Every minute that you cry for her is wasted don't you know
It's all over, it's all over, so forget her
Stop your cryin' turn around and let her go, let her go, boy, let her go"

Yorumlar

Yorum Gönder