12'den Sonra Gözyaşı

Yağmur altında yemin etmiştim kendime aralık ayı soğuğunda birdaha sözüne güvenmemeye. Kararlıydım da. Geldi "seni seviyorum" dedi. Bir insana asla zarar veremeyecek bir cümle varsa, o bu olmamalı mı? Mantığım girdi işte böyle devreye. Oysa normalde yapmaz böyle şeyler, girmez duygularımla arama, cesaret edemez, etse de beni ikna edemez. Vazgeçeceğim varmış tövbemden.

Cümledeki "sen" bendim. O an arkamda duran birine söylemiş olamazdı çünkü başbaşaydık. Gözyaşını silmesini istediği kişi de birtek ben olabilirdim bu yüzden, akışına bırakmıştı kendisi, dokunmuyordu. Ellerini tuttum, çekmedi sığındı. Yüzünün tuzu dudaklarıma bulaştı, utanmadı, itiraz etmedi. Kulakları saçlarıyla başedemiyordu, benden kurtulup da geriye atmadı, benden bekledi.

Günlerden birinde ismimi de cümle içinde kullanır gibiydi sanki. Tam emin değilim şimdi.
Peçete çıkardım omuzuma yattı. Teklif bile edemedim. Kurudu yüzü aşağı kaydı, kulağını göğüsüme bastırdı. Hiç bu kadar susmamıştı, hiç bu kadar susmamıştık ve daha önce hiç böyle ortak bir noktada buluşamamıştık. O saniyelerde aynı kulaktan işitiyorduk yemin ederim. Ağzımdaki tuzun tadı tazelendi, o bunu hiç görmedi ve bilmedi. Gözlerine hasret o dakikalarda cesaret edemedim rahatını bozup yüzüne bakmayı.
Saat 12'yi geçmişti, bitecekti bu sahne, bitmeliydi. Ama bitemezdi. Etrafımızda bir çerçeve olmuş olsaydı insan tarihinin en güzel fotoğrafını veriyorduk. Bu vaziyet nasıl "hadi geç oldu" diye bozulabilirdi? Mantığım böyle durumlarda kendini belli etmeyi alışkanlık haline mi getirecekti? Yada mantık sandığım. Erkeni geçi olamazdı ki bunun, hayır, tam vakti, tam zamanı! Ama geçmişti birkere 12'yi...

Tek başıma evime girdiğimde ikiyi bulmuştu. Boy aynasında rastladım kendime odama girince. Lambayı açmadım, salondan içeri giren ışık yeterliydi. Tamamen aydınlıkta olsaydım göremezdim belki oracıkta farkettiğim gerçeği, kim ve ne olduğuma dair.
Gözyaşının izleri üzerinden dökülmüş saçlarını topladığım omuzumu, etkisiyle bazen çarpan, bazense o an gibi daralan göğüsümü, üzerinde duvarların hatırasını taşıyan ellerimi. Cümledeki "sen" bunlardı.

Ağzımdaki tat tazelendi yine. Yandı gözlerim, halımın üzerine damladı yaşı.


Çıkarmadım sesimi, bahsetmedim hiç. Ama her şey tekrardan ibaretti. Bekledim.



"Adam beni yanına çağırdı, hemen unuttum onu sevmediğimi. Ben ilgi görünce, hemen unuturum her şeyi albayım, biliyorsunuz."

Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar


Film: Love Stories

s

"Adam beni yanına çağırdı

Yorumlar

  1. güzeldi. bir deee "seni seviyorum" bence çok ürkünç bir sözcük. bi keres, sölemek büyük sorumluluk yaa, bir de aman ha bizim ülkede birini sevmek aman bir dolu sıkıntı, kıskançlık, baskı filan, mesajlar, feys şifresi filan aman aman yaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Feys şifresi için şiddet uygulayana söylememek lazım tabii 😄 Ya da hissetmemek, o daha isabet olur

      Sil
  2. Çok güzeldi.
    Oğuz Atay sözüyle bitirmeniz de hoş olmuş.
    Kıza gelince, gözyaşlarını onunla paylaştıysa bir şeyler hissettiği muhakkak...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Gözyaşının farklı farklı anlamları olabiliyor ama bence. Bir şeyler hissedebilme çabası sonucunda da dökülebilir mesela. Hatta çıkarlarım için o şeyleri hissetmem gerektiğini anlamamın sonucunda.

      Sil

Yorum Gönder